AİLE İÇİ İLETİŞİM


İletişim: Bilgi alışverişinde bulunmak, karşı tarafla bağlantı kurmak, insanlarla birlikte olmak ve  onlarla bir şeyleri paylaşmaktır. İnsan  doğduğu andan itibaren  insanlarla iletişim halindedir ve buna muhtaçtır da zaten.

İnsanlarla iyi bir iletişim kurabilen insan sağlıklı bir insandır. Bunun zıddı olduğunda insanda bir takım sağlık sorunları ortaya çıkar. Tabii bu durum kişiyi ve çevresini olumsuz bir şekilde etkiler.

İletişim sorunları insanlar arasında olabileceği gibi aile içinde eşler arasında, ana-baba ve çocuklar arasında da olabilir. Bu çeşit iletişim sorunları da aileyi olumsuz etkiler. Bunun neticesinde bir yuvanın dağılması bile söz konusu olabilir.

Aile içi iletişim sorunlarından eşler arası iletişimin nedenlerini kısaca açıklamaya çalışalım.

Birbirini iyi tanıyan eşler mutlu olma şansına daha çok sahiptirler. Çünkü birbirini seven ve iyi tanıyan eşler, eşinin hoşuna gitmeyecek, onu mutsuz edebilecek şeyleri yapmaktan uzak durur. Belki bu şekilde bir yaklaşımı bazı kişiler fedakarlık veya karaktersizlik olarak yorumlayabilirler. Ama, bence hiç de öyle değil. Çünkü; seven sevdiğini incitmekten çekinir. İncitmemek için onu iyi tanımaya çalışır. Yerine göre olaylara onun açısından bakmasını bilir. Bu şekilde düşünen insan doğal olarak eşinin sevdiği veya sevmediği hususları dikkate alır. Bu da eşe gösterilen sevginin, saygının somut bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Renklerden tutun da yemek çeşidine kadar,  çiçek türünden tutun da müzik zevkine kadar bir çok konuda eşler birbirlerinin isteklerini dikkate almalılar.

Birbirini iyi tanıyamamış yada tanıdığı halde dikkate almamış eşler arasında zamanla huzursuzluklar çıkacaktır. Ufacık şeyler zamanla aşılması zor problem haline gelmekte, hatta ayrılıkla bile neticelenebilmektedir. Oysa mutlu olmak o kadar da zor bir şey değil. Yeter ki insan mutlu olmayı niyetine alsın. Çünkü; insan niyetine neyi almışsa onu gerçekleştirmek için emek çeker. Psikolojik olarak da insan düşüncelerinde neyi yoğun bir şekilde isterse onu gerçekleştirir, o düşündüğü şeyi adeta bir mıknatıs gibi çeker. Dinimize göre de insan neyi ısrarla ve samimi olarak isterse Yaradanımız onun samimiyetine ve ısrarına binaen isteğini verir.

Evet insan niyetine mutlu olmayı almışsa düşünür; mutlu olmam için ne yapmam gerekiyor, hayatımda neleri değiştirmem lazım, neleri geliştirmem lazım, eşimle aramda ne gibi sorunlar var, eğer sorun varsa bu sorunu giderebilmek için ne yapabilirim, eğer sorun yoksa mutluluğumuzun, huzurumuzun artarak devam etmesi için ne yapabilirim diye kendisine bir yol, bir rota çizer ve ona göre hareket eder. Tabi zaman zaman aksamalar olacaktır ama kişi bunu gözünde ve gönlünde büyütmeden yani olayı kangren olma noktasına taşımadan halletmenin yollarına başvurur.

Sorunlarını eşler önce kendi aralarında çözmeye çalışmalı, eğer aralarında çözemiyorlarsa çözebilecek mercilere başvurmalılar. Kesinlikle ulu orta her yerde,herkese problemlerini anlatmamalılar. Çünkü, bu şekilde bir davranış problemi çözmekten ziyade aksine daha fazla büyümesine neden olur, hatta yuvanın bozulmasına kadar gidebilir.

Eşlerin  her şeyden önce birbirlerine karşı insan olarak görev ve sorumlulukları vardır. Sevgili peygamberimiz veda hutbesinde insanlara hitaben şöyle buyurmuştur:

“(Ey erkekler!)Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız olduğu gibi, kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır.”

Peygamber efendimizin bu güzel hadisi şerifi ışığında hayatına yön veren insan için diyebiliriz ki, eşlerin her ikisi birbirlerine karşı yalan söylemez, hile yapmaz, haksızlık etmez, küçük düşürecek davranışta bulunmaz, ona zarar verecek, incitecek davranıştan uzak durur, ona, güzel bir şekilde tatlı dille mukabele eder, onun sevincine de, üzüntüsüne de ortak olur, ona değer verdiğini, onu ne kadar sevdiğini hissettirir.

Eşimize sevgimizi nasıl hissettirmeliyiz; bunun için eşimizi çok iyi tanımalıyız. Bu konuda eşler birbirine yardımcı olmalı. Yüce Rabbimiz her insanı farklı özellikte ve mükemmel olarak yaratmış. İnsan madde ve manası ile mükemmel bir varlık. Yaradanımızın bize verdiği değeri biz kendimize ve eşimize yeteri kadar  vermiyoruz. Halbuki birbirimizin kıymetini bilip ona göre davransak hayatımız çok daha mutlu ve anlamlı hale gelir, eminim.

Kainatta ne varsa ALLAH (c.c)hepsini bir erkek ve dişiden yaratmış.

”Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli-dişili) eş yarattık.” (Zariyat:49).

Bir başka ayette de Rabbimiz:

”İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının belgelerindendir. Bunda düşünenler için dersler vardır.” (Rum:21) buyuruyor.

Demek ki, eşler birbirlerini sevip saydıklarında Rabbimizin bu ayetini fiilen yaşamış oluyor. Eşlerimize duyduğumuz sevgi ALLAH’ın (c.c.) bizlere bir ikramı; eğer bu ikramın kıymetini bilir, sevgimizi yaşatmak için bir şeyler yapmaya çalışırsak, Rahim olan Rabbimiz de elbet bize yardım eder, sevgimizin, huzurumuzun artarak devamını sağlar. Çünkü; aramızdaki muhabbet bizim için bir nimettir. Nimete şükür gerekir. Her nimetin şükrü de kendi cinsinden olacağından sevgimizin yaşaması için çalışmamız bir şükürdür. Rabbimiz nimetlere şükrettiğimiz zaman nimetlerini artıracağını bildiriyor. Bunun aksi olduğunda yani eşlerimizin kıymetini bilmediğimizde, hep şikayet ettiğimizde, onları takdir etmeyip aksine incittiğimizde, hele hele kaba kuvvete başvurulduğunda nimete nankörlük etmiş oluruz, nankörlük de nimetin elden gitmesine sebeptir. Bunun böyle olduğunu da yine Rabbimiz bizlere bildiriyor.

“(verdiğim nimetlere) Şükrederseniz, şüphesiz lütuf ve ihsanımı artırırım. Eğer nankörlük ederseniz azabım şiddetlidir.” (İbrahim:7)

Bu durumda (nankörlük edildiğinde) ortada sevgi diye bir şey kalması mümkünmü sizce? ALLAH (c.c.) kalplerimizdeki sevgiyi söker alır. Böyle olmasının sebebi de elbette ki bizim tutum ve davranışlarımızdır.

Rabbim dünya yurdunda eşlerimizle birlikte huzurlu ve mutlu bir ömürden sonra, sonsuzluk yurdunda da birlikte olmak isteyeceğimiz bir birliktelik nasip etsin.

 

                              Nevin GÜLER
K.Kursu Öğreticisi